Âtik Camii (Sultan Murad Hüdâvendigâr Camii) Hünkâr Camii

Kendrikis Sokak’tadır. 3 Kasım 1924 tarihli Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ve Resmî Gazete’nin 6 Kasım 1924 tarih ve 279/A sayısıyla tescillidir. Kültür Bakanlığı’nca Eski Metropolitlik Binası olarak kayıtlıdır. Cami, günümüzde müze deposu olarak kullanılmaktadır. Şehrin Sultan Murad Hüdâvendigâr tarafından 775 (1373)’te fethinden sonra, 11.y.y.’da inşa edilmiş olan 12 Havari adındaki metropolitlik kilisesi Hünkâr Cami’ne çevrilmiştir. Evliya Çelebi’de “Hünkâr Cami” olarak yer alır (VIII, 1966, s.32). Ekrem Hakkı Ayverdi, “Bina şimdi yoktur ki tahkiki kabil olsun” demektedir (IV, 1981, s.249). Ancak, 1953 yılında şehri ziyaret eden Semavi Eyice,bu yapının Sultan Murad Camisi olduğunu yazmıştır (Eyice, 1955, s.206).
 
Camiye, Osmanlı döneminde çarşıya hâkim uzun bir minare ile son cemaat yeri eklenmiştir. Son cemaat yerinin dış cephesinin tamamında yer alan geç devirli kalemişi süslemelerinin bir kısmı hâlâ korunmaktadır. Son yıllarda yapılan restorasyonlarda bu geometrik ve bitkisel desenli, mavi renkli kalemişlerinin kazındığı anlaşılmaktadır. Bu restorasyon prensibi, Selânik Alaca Camisi son cemaat yeri kubbelerinde v.b. görülen bir uygulamadır. Caminin kapısı üstünde, kitabe yeri vardır; ancak boştur. Minaresi şerefesine kadar ayaktadır. Kaidesi, kesme taş ve tuğladan inşa edilmiştir. Yapının içine girilememiş olmakla birlikte, son cemaat yerine girilmiştir. Son cemaat yerinde, kazı malzemelerinin saklandığı tespit edilmiştir. Heath Lowry, harimindeki ahşap tavanın hâlâ bulunduğunu belirtmektedir (2009, s.118).Sultan Murad Han Caminin Vakfiyesi; VGMA., 11 L 1255 (18 Aralık 1839) tarihli Defter Nu.:179/0, s.0068, Sıra Nu.: 0513- 0518’de kayıtlıdır. Osmanlı döneminde içerisinde bir kütübhane ile muvakkithanede vardı. 9 Za 1175 (1 Haziran 1762)’te Mehmed Bey ve Atike Hatun Camii Evkâfı’ndan vazifesi alınmak üzere, Gazi Sultan Murad Camii’nde perşembe ve pazartesi günleri tefsir, hadis ve fıkıh okutmak şartıyla bir görevlendirme yapılmıştı (BOA., C.MF., 137/6815). 26 Ca 1181 (20 Ekim 1767)’de caminin hasır, kandil ve mum bedeli Hatice Sultan Vakfı’ndan ödenmekteydi (BOA., C.MF., 69/3411). Cami, 1912’den sonra, kısa bir süreliğine yeniden kilise olarak açılmıştır. Daha sonra “Aziz Pavlos” adlı Karaferye Hıristiyan Ortodoks Birliği’nin merkezi hâline getirilir. Mübadele sırasında, Cami-i Atik Vakıfları’nın 18 Temmuz 1924 tarihli talepnamesi düzenlenmiştir (BCA., 30530, 130.16.13.2 / 557.1360.8). Cami, Birinci ve İkinci Dünya Savaşları sırasında devlet dairesi ve Alman işgalinde de ahır olarak kullanılmıştır (Matskani-Margie, 2005). İncelememiz esnasında kapalı olduğundan, içine girilememiştir.

Önceki Sayfa
Sonraki Sayfa