Tırhala- Teselya’da bölgenin en önemli merkezlerinden biridir. Yenişehir (Larissa)’in 130km. batısındadır. Yıldırım Bayezid tarafından 1395’te bir mukavemet görmeden, Yenişehir ve çevre şehirlerle birlikte Osmanlı idaresine girdi. Ancak, Fetret devrinde kaybedilen bu bölge, II. Murad’ın Selânik’i fethi sırasında (1431) tekrar ve kesin olarak alındı. 21 L 1276 (12 Mayıs 1860)’da Tırhala sancağı Selânik'e (BOA., A.MKT.NZD., 312/25) ve 1864’te  yapılan Osmanlı vilâyet teşkilâtında ise Yanya vilâyetine bağlandı (Sâlnâme-i Vilâyet-i Yanya, 1288, s.115). Daha sonra, yedi kaza ve yedi nahiyeden teşekkül eden müstakil bir sancak hâline getirildi.
 
Evliya Çelebi, 16 Müslim ve 8 Gayrı Müslim mahallesi olduğunu, asla Yahudi mahallesi olmadığını söyler. Bununla beraber ticaret için gelip, gittiklerini belirtir. Yine 2300 aded altlı ve üstlü, kâgir yapıda güzel, baştanbaşa kırmızı kiremit ile örtülü, taş ve kireç duvarlı, bağ ve bahçeli, geniş, hayat verir kaynak suları bulunan mükemmel ve mükellef mamur evleri olduğunu söyler. Bunların içinde Abdülfettah Paşa Sarayı, Bey Sarayı, Kadı Sarayı, Hasan Ağa Sarayı, Mîrâhur Kethüdası Sa­rayı ve Zâimzâde Sarayı gibi meşhur sarayları bulunduğundan bahseder. Diğer kısmını ondan nakledelim:
 
“Şehirde binbir aded hayat pınarı gibi kaynaklar vardır diye söy­lediler. Hakikaten bu Tırhala şehri sudan ibaret bir diyârdır. Bu yüzlerce hayat pınarı çeşmenin üzerlerine nice yüz hayır sahibi kubbeler yaptırıp, bazısına da lâtif havuzlar yaptırıp bütün insanoğulları ve hayvanlar susuzluklarını giderirler. Bütün bu çeşme ve pı­nar suları hepsi şehrin içinden geçen nehre karışıp kıble tarafına aka­rak, ‘Kiremitlik’ denilen yerde hepsi birden Kösdem nehrine dökülürler. Bu yerde öyle bir bol su vardır ki ismine ‘Şeker Su’ derler. Şehrin bütün ileri gelenleri sakalar ile buradan su getirtip içerler. Hakika­ten “Şeker Su” dedikleri kadar vardır. Şehrin 320 yerinde su dolapları vardır ki benzerleri Adana ve Arabistan'daki Hama şehrin­de bulunur. Şehrin ortasından geçen nehrin sağında ve solunda küçük, büyük dolaplar dönüp, her birinden ayrı çeşit ses çıkar. Bütün hamam­lara, camilerin şadırvanlarına, saray evlerine, bağ ve bostanlara, diğer bütün su gereken yerlere bu dolaplardan su dağıtılır. Şehrin taş kaldırımlı yolları temiz ve pâktır. Halkın çoğu zengin kişiler olup ko­nuşmaları varmışak, gelmişek, ama neylemişek... şeklindedir. Otuzüç aded mesire yerinden Osman Şah mesiresi meşhurdur. Şehrin güney tarafındaki sahrada yedi çeşit buğday, arpa, pamuk ve diğer ürünleri bolca elde edilir. Genç, güzel, yiğit erkekleri ve güzel kızları çoktur. Zira buranın havası ve suyu lâtiftir. Reâyâ ve berâyâsı Rum, Ermeni, Bulgar, Sırp ve Latinler olup tüccarları çoktur (Evliya Çelebi VIII, 1966, s.50).
 
“Ayrıca yetmiş aded özel saray hamamları vardır. Abdülfettah Paşazâde ve Turhan Beyzâde hamamları hepsinin üstündedir. Bin aded küçük dükkân ve sultan çarşısı olup bezestanı yoktur. Ama her çeşit kıymetli eşya bu şehrin içinde bulunur. Hanları beş adeddir. Üç aded fakirlere aş evi vardır. Osman Şah İmareti ve Gazi Turhan Bey imareti meşhurlarıdır. Şehrin beş yerinde halkın geçtiği köprü bulunur” (Evliya Çelebi VIII, 1966, s.49).
 
Tırhala’nın Berlin Muahedesi’nden sonra, 1881’de Yunanistan’a terkinden önce, nüfusu 12.000 kişi olup, o zamana kadar birçok aile hicret ettiğinden, bu nüfusun ancak üçte biri Müslümandı (Gökbilgin, 1974, s.450).

27 Za 1314 (29 Nisan 1897)’te Tırhala Osmanlı-Yunan Savaşı ile Yunanlılardan geri alınmıştır (BOA., Y.PRK.PT., 11/113). Bu durum, halkta büyük bir sevinç yaratmıştır (BOA.,Y.PRK.MYD., 19/13).
 
Tırhala’nın fethiyle ilgili olarak Osmanlı şairlerince şiirler yazılıp tarih düşürülmüştür. Bunlardan Hafız Tevfik tarafından yazılan şiir aşağıda verilmiştir: “Nusretullahı taleb etmektedir ins u melek Çıktı bu arz-ı münâcât ber-i kudsivâna dek Sa’at-ı eşrefle kurmuştur bu yıl çarkın felek İşte bir bürhân buna (fi sâl-i feth-i Tırhala)”
Hafız Tevfik 1313-14
“Girid Resmolu Mavnahoyuzâde Kasım bin Ahmed  Teselya Tarihi I, 1313, s.43” (Kodaman, 1993, s.33)

Yine diğer bir şiirde de tarih düşürülmüştür: “Hazret-i Abdülhamid Han’ın cünûd-ı şevketi Etdiler Tırhala’yı da fethile ibkâyı nâm Müjde fethinden istibşâr edince söyledim Oldu (istirdâd-ı Tırhala) ona tarih-i tamm” 1314 Lütfi “Girid Resmolu Mavnahoyuzâde Kasım bin Ahmed Teselya Tarihi I, 1313, s.36” (Kodaman, 1993, s.28)
 
Ancak Tırhala, İstanbul Barış Antlaşması’yla Yunanistan’a geri verildi. 27 Za 1315 (19 Nisan 1898)’te bölgede terör estiren Yunan eşkıyasının, Osmanlı ordusunun gelmesi üzerine şehri terkederek Tırhala Kalesi'ne yeniden Osmanlı bayrağının çekildiği ve yeniden gelişine mânî olmak için de şehrin silahlandırıldığı görülmektedir (BOA., Y.PRK.ASK., 137/48). Fakat yukarıda da belirtildiği gibi şehir, kısa bir süre sonra Osmanlı hâkimiyetinden çıkmıştır.

Tırhala’nın hatta Bütün Teselya bölgesinin fetih, idare ve imârında Gazi Turhan Bey’in (Rumeli fatihlerinden Üsküp sancak beyi Paşa Yiğit’in oğlu) ve daha sonrada onun oğlu Ömer Bey’in büyük rol ve hizmetleri olmuştur (Gökbilgin, 1974, s.250). Yenişehir, Cisri Ergene ve Tırhala’da Gazi Turhan ve Gazi Ömer Bey Cami, imaret ve sâir hayratları Vakfı ile ilgili kayıtlar, VGMA., 16 M 1099 (22 Kasım 1687) tarihli Atik Defter Nu.: 725, s.153’te bulunmaktadır. 7 Ca 1161 (5 Mayıs 1748)’de Turhan Bey oğlu Ömer Bey'in Tırhala'da kâin medrese, muallimhane, halvethane, imaret ve mescidleri vakfının 1160(1747-48) senesine ait tahsil edilen cizyesinin ödemesi yapılmıştır (BOA., C.MF., 33/1621).

13 Za 1310 (29 Mayıs 1893)’da Tırhala’da bulunan cami ve mescidlerin, idarecileri tarafından Hıristiyanlara satıldığı  Selânik Üçüncü sınıf Polis sabık Komiserlerinden Mehmed Fehmi tarafından bir raporla bildirilmiştir (BOA., DH.MKT., 51/45). Bu belgeden ne yazık ki vakıf yöneticilerinden kaynaklanan bazı kanunsuz ve keyfi uygulamalar sebebiyle vakıf malı olan mimarî eserlerin, 1893’ten itibaren el değiştirdiği ortaya çıkmaktadır. Mübadele sırasında da hâlâ aktif olan vakıflarla ilgili tasfiye talepnameleri düzenlenmiştir.
 
İncelememiz esnasında, Tırhala’da Osman Şah Camisi ve Türbesi, kale, hükümet konağı, tren istasyonu ile Varoş mahallesinde bazı evlerin ayakta olduğu tespit edilmiştir.

Önceki Sayfa
Sonraki Sayfa
  • Mimari Eserler
  • Kasaba ve Köylerdeki Eserler