Manastır  Vilâyeti’nde, Serfice Sancağı’na  bağlı  bir yerleşim yeriydi. 1889’da kaza oldu (Sezen, 2006, s.331). 1913 yılında Yunanistan’ın hâkimiyetine girdi. Mübadele’de 17 Temmuz 1923 tarihli İcrâ   Vekilleri   Heyeti   Kararnamesi’ne göre,  Kozana Mübadilleri, Malatya’ya nakledildiler (İpek, 2000,  s.42).  Hilâl-i Ahmer Cemiyeti, 5 Eylül 1923 tarihinde Yunan  Hükümeti ile yaptığı protokoller gereği Kozana’ya yardım heyetleri sevketti   (Çanlı, 1994,  s.   51).  Ayrıca, Kozana’daki Hilâl-i Ahmer Cemiyeti 1.500 kişilik bir misafirhane kurdu (Çapa, 1988, s. 246). Köy ve kasabaların eski isimleri 1926 yılına kadar  korundu,  ardından isimler Yunancalarıyla değiştirilmeye başlandı (Valsamidis, 2003, s.256).
 
Bugün Kozana’da ayakta kalan Osmanlı eserleri; Plateon Sokak’ta hangi camiye ait olduğu tespit edilemeyen bir minare, Askerî Kışla ile Aziz Nikola Kilisesi’nin çan  kulesi  olarak   hizmet  veren  saat kulesidir. Ayrıca, Kozana’nın kuzeyinde Vermiyo ilçesinin, Pirgi Köyü’nde tek kemerli bir köprü bulunmaktadır. Osmanlı döneminde Vermiyo, Türkler tarafından “Küçük İstanbul” olarak adlandırılmaktaydı. Vermiyo II. Dünya Savaşı sırasında Almanlar tarafından tahrip edilmiştir.
 
Kozana’nın merkezinde yer alan müzede de, Osmanlı dönemine  ait kıyafet, takı, elişleri,  seramik  ile “Kozani odası” adı verilerek düzenlenmiş  kapalı bir bölüm bulunmaktadır. Bu oda, Kozana’dan Halkia ve Polyzouli aileleri ile Siatista’dan Anastasiadi ve Panteli Tzonou ailelerinin evlerindeki çeşitli eşya  ve mobilyaların kullanılmasıyla canlandırılmıştır.

       
       

 

   
   


Kayalar(Kayılar)


Manastır Vilâyeti’nin, Serfice Sancağı’na bağlı bir kazaydı. Cuma, Cumapazarı, Serfice Cuması, Kayılar isimleriyle de anılırdı (Sezen, 2006, s.301). Kayalar, Yukarı ve Aşağı Kayalar olmak üzere iki mahalleye ayrılmaktaydı. Bu iki mahal­leyi Sulu Dere olarak anılan bir dere ayı­rıyordu. Günümüzde dere kurutulmuş ve eski yatağı bir caddeye dönüştürül­müştür.

Cuma kasabasını gezen Evliya Çelebi şu bilgileri vermektedir:

“Tırhala toprağıdır. Voyvadalıktır. Yeni­şehir mollasının nâibi yönetimindedir. Yeniçeri serdarı, Kethüdâ yeri ve birkaç ayanı vardır. Geniş bir ovada kurulmuş­tur. Bağlı, bahçeli yedi mahalleli, yedi mihrablı küçük bir kasabadır. Serbest zeâmettir. Ömer Bey Camii ile Ali Çavuş Camilerinde cuma namazı kılınır. Ali Ça­vuş Camii kurşun örtülü, nûrlu bir cami­dir. Beş aded mahalle tekkesi, bir aded medrese, bir hamam, iki sıbyan mekte­bi, üç aded hanikâh, iki aded tüccar hanı ve yirmi aded dükkânı vardır. Havası ve suyu lâtif, zengin ve verimli bir gelişmiş kasabadır. Hanedan sahibi Hadım Ağa ve biraderi Musa Ağa, sofraları meydan­da, ikram sever kimselerdir” (VIII, 1966, s.58).

Osmanlının bölgeyi kaybetmesinin ar­dından, 1914’te Makedonya Genel Valili­ği idarî mercilere gönderdiği genelgede Müslüman cemaat temsilcilerinden köy adlarını, okulların, camilerin, tekkelerin, medreselerin ve başka dinî Müslüman vakıflarının kayıtlarını içerecek kapsamlı listeler hazırlamalarını istemiştir. Ma­kedonya Tarih Arşivi’nde, 16 Mayıs 1914 tarihli ve arşiv kaydındaki dosya numa­rası 56 olan belgede Kayalar İlköğretim Okulları müfettişinin Genel Valiliğe gön­derdiği bir belge bulunmaktadır. Belge­de 3 ayrı ekli listede Türk okullarında görev yapan öğretmenler, okullarla ilgili ve öğrenci sayılarına ilişkin istatistikler bulunmaktadır. Müfettiş halkın büyük bir çoğunluğunun Müslüman olup Türk­çe konuştuğunu belirtmektedir. “Kaya­lar Bölgesinin Yabancı Okullarına Ait İstatistik” başlığını taşıyan listede köy­lerin adları, okul türü, öğrenci ve öğret­men sayıları, okul harcamaları ve kimi gözlemler yer almaktadır. Belge tarihi 15 Mayıs 1914’tür ve müfettişin imzasını taşımaktadır.

Müfettişin belgesinde ekli olan liste­lerden üçüncüsünde Türk okullarındaki öğretmenlerle ilgili bilgiler yer almakta­dır ve burada 51 öğretmenle ilgili kayıt bulunmaktadır. Tablodan öğretmenle­rin adlarını, nereli olduklarını, yaşlarını, medenî durumlarını, hizmet yıllarını, maaşlarını, eğitim durumlarını ve gö­rev yaptıkları yerleşim birimini öğren­mekteyiz. Kayalar bölgesindeki öğret­menlerin pek çoğu yaş itibarıyla gençti. Eğitim durumlarına bakılacak olursa bunların Manastır İdâdîsi, Manastır Öğretmen Okulu, Manastır Rüştiyesi, İstanbul Medresesi, Serfice Rüştiyesi, Kayalar Rüştiyesi, Vodina Rüştiyele­rinden mezun olduklarını görmekteyiz. Okullarda öğretmenler dışında hocalar da ders vermekteydi. Anlaşıldığına göre öğretmenlerin büyük bir kısmı doğup büyüdükleri yerlerin okullarında gö­rev yapmaktaydılar (Valsamidis, 2003, s.257-259).

Türk okulları faaliyetlerini 1923 yılındaki nüfus mübadelesine kadar sürdürmüş­tür (Valsamidis, 2003, s.269).

20. y.y. başlarında kazanın nüfusu 23575 kişi düzeyindeydi, Yunan nüfus ise 7190’dı. Kayalar Kaymakamı’nın Selânik Genel Valiliğine yazdığı 1 Şu­bat 1923 tarihli telgrafta bölgede 29121 Türk, 6270 Yunanlı ve 4800 Bulgar ve Slavca konuşanların yanı sıra 450 Vlah’ın bulunduğundan söz etmektedir (Valsamidis, 2003, s.256).

Nüfusun çoğunluğunu oluşturan Türk­ler, mübadeleyle Kayalar’dan ayrıldılar. 17 Temmuz 1923 tarihli İcrâ Vekilleri Heyeti Kararnamesi’ne göre, bir kısmı Amasya, Tokat ve Sivas’a nakledildiler. 7000 Kayalar mübadili de Samsun’a sevk edildi (İpek, 2000, s.42, 50). Aşağı Kayalar Mahallesi’ne, Gelibolu, Trakya ve Karadeniz bölgesinden; Yukarı Kaya­lar Mahallesi’ne Ege ve Marmara bölge­sinden gelen Rumlar yerleştirildiler.

Günümüzde Ptolemedia adı taşıyan Kayalar’da, ayakta kalan tek Osmanlı eseri, Hükümet Konağı’dır.


 


Nasliç

Kazada, Osmanlı döneminde Türk-Rum karışık olarak yaşamaktaydı. Osmanlı ordusu Balkan Savaşı’nda yenilip geri çekildikten sonra, Yunanistan’da Binbaşı Bekir Fikri Bey’le birlikte aylarca bölgeyi savunan Türklere “patriyot (vatansever)” adı takıldı. Nasliç’teki Türklerde “patriyot” olarak anılmaktaydı. Mübadele sırasında, Nasliç’e Anadolu’dan gelen Rumlar yerleştirildi (Acaroğlu, 2006, s.472). 17 Temmuz 1923 tarihli İcrâ Vekilleri Heyeti Kararnâmesi’ne göre de Nasliç mübadilleri, Malatya’ya nakledildiler  (İpek, 2000, s.41-42). Ayrıca, Trabzon’a da iskân oldular (İpek, 2000, s.74). Günümüzde, İstanbul Büyükçekmece Elbasan Köyü’nde çok sayıda Nasliç Türk’ü yaşamaktadır. 1 Temmuz 1910 Nasliç doğumlu Nadire Tunç’la, Araştırmacı İhsan Tevfik Kırca, Mayıs 2005’te Silivri’de bir röportaj yapmıştır. Tunç, çok sayıda internet sitesinde yayımlanan röportajda, Nasliç’teki Türkler ve günlük hayatları hakkında ayrıntılı bilgiler vermiştir. Nadire Tunç, 20 Nisan 2008’te vefat etmiştir.


Serfice

Serfice, günümüzde, Kozani iline bağ­lı Servia ilçesidir. Osmanlı dönemin­de, Manastır Vilâyetine bağlı bir san­caktı. 1881’de müstakil sancak oldu. 1889’da tekrar Manastır’a bağlı hâle getirildi (Sezen, 2006, s.455). 1913 yılın­da Yunanistan’ın idaresine girdi. Serfice Mübadillerinin bir kısmı 1924’te Trabzon ve Giresun’a sevk edildi (İpek, 2000, s. 74, 78).

Serfice’yi gezen Evliya Çelebi şu bilgileri vermektedir:

“Kaleyi, Eflâtun yaptırmıştır derler. Bunu Rumlardan kuvvet ile Velî Bayezid Han almıştır. Dizdârı, yirmi aded neferi, sipa­hi kethüdâdır. Yeri, harac ağası, âyân ve eşrâfı vardır.

Topraklı, sivri bir küçük tepe üzerinde yapılmış üçgen şeklinde, kârgir, güzel bir kaledir. İki tarafı yüksek dağlardır. Dağların üzerinde de bağlar vardır. Kale içinde yüz kadar fukara Rum evleri vardır. Cephanelik ve diğer şeyler yoktur. Yalnız batı tarafa bakan harap bir kapısı vardır. İmâretleri hep aşağı şehirdedir.

Altı mahallesi İslâm, sekiz mahallesi de Rum ve Yahudi’dir. Bin sekizyüz aded dut ağacı ve bağları bulunan evleri var ki, bir­biri üzerine kale dağına yapışmış gibidir. Baştanbaşa kiremit ve kayagan örtülü mâmur, kârgir yapı evlerdir. Sokakları sık ve geniş, yokuşlu yollardır. Bu şehre bilgili seyyâhlar “Küçük Bursa” adını ver­mişlerdir. Zirâ Bursa gibi bütün bağları dut ağaçlı olup, binlerce kantar ipek ve ibrişimi olur. Su ve havası da aynı Bursa gibidir.

Altı aded camii vardır. Sultan Bayezid Velî Camii sade binadır. Debbağhane Camii, Dedeler Camii, Mumcu Ağa Camii meş­hurlarıdır. Bunlardan başka altı aded ma­halle mescidi vardır. Bir Halvetî Tekkesi, iki aded sıbyan mektebi, Memi Ağa’nın Konağı önünde de bir hamam vardır. Hanı bir tanedir. Yüz aded dükkân bulunur. Be­ğenilen malları ibrişim işli peşkirleri, hav­lu, hamam gömlekleri, havlu makrama­ları, ipek kenarlı ince gömlek bezi olur ki bir gömleği bir mısır kamışı içine koyup vilâyetlere ve hükümdarlara gönderirler. Bir gömlek on dirhem gelir. Hilâlî bezleri olur. Beyaz ve yumuşak çarşafları da be­ğenilir” (V, 1966, s. 400-401).

Günümüzde Serfice’de kalenin bir kısım surları ve kulesi ile idâdî binası ayakta kalmıştır.


 
Önceki Sayfa
Sonraki Sayfa