Osmanlı Padişahı Yavuz Sultan Selim’in 24 Ağustos 1516 (Hicri 25 Recep 922) yılında Memluk Sultanı Kansu Gavri’yi yenmesinin ardından bu tarih, bölgede Memluk döneminin sonu ve Osmanlı döneminin de başlangıcı olmuştur. Osmanlı ordusu ile Memluk ordusu, Halep’e dört fersah uzaklıkta bulunan Marc-ı Dabık bölgesinde karşı karşıya gelmişler ve sekiz dokuz saat süren çok şiddetli bir savaşın ardından Kansu Gavri öldürülmüştür. Ancak Osmanlılar, kendisinin ölüsüne saygı duyarak cenaze namazı kılınmış ve ardından da Halep yakınlarına defnedilmiştir. 28 Ağustos 1516 (Hicri 29 Recep 922) yılında Halep’e doğru yürüyen Yavuz Sultan Selim, Halep halkı tarafından coşkuyla karşılanmış ve şehrin kalesinin anahtarı kendisine teslim edilmiştir. Yavuz, Halep şehrinin yönetim biçimini yeniden düzenlemiştir; böylece Halep ilk Arap-Osmanlı vilayeti olmuştur; aynıca Sultan buraya, Kemal Celebi‘yi Kadı olarak atamıştır. 

 




 

Zamanla aralarında özellikle Mekke ve Medine olmak üzere tüm Arap bölgeleri Osmanlı İmparatorluğuna katılmıştır, bu şekilde bölgede yeni bir dönem başlamıştır. Osmanlı devleti Hilafet devleti olmuştur; yani sınır devleti değildir artık. Bundan sonra Osmanlı Padişahları, kendilerini sadece kendi sınırlarının hamisi değil, tüm İslam aleminin hamisi olarak tanımlamışlardır. Aslında devletin bu anlayışının siyasi özellikleri daha sonraki dönemde ortaya çıkacaktır. Bunun neticesinde ortaya çıkan ciddi bilinç göstergesi, Osmanlı Sultanlarının, ülke yönetiminde İslami Şeriat kurallarına öncelik vermeleridir. Yavuz Sultan Selim’in fetihlerinin hiç de küçümsenmeyecek bir başka sonucu da, Osmanlıların artık dünya ticaretinin en zengin geçiş yollarını kontrol altına almalarıdır. Böylece Osmanlı devletinin gelirleri ikiye katlanmış ve hazinesi dolmuştur. Tüm bunların sayesinde, Kanuni Sultan Süleyman (Miladi 1520 – 1566) dünyayı fethetmek planlarına artık finansman sağlayabilecektir.

 
Önceki Sayfa
Sonraki Sayfa