CEZAYİR TARİHİNİN DÖNÜM NOKTALARI

1478 Barbaros Hayreddin Paşa’nın doğumu (1478 civarı).

1509 İspanyollar'ın Vahran’ı işgal etmeleri.

1516 Oruç ve Hayreddin kardeşlerin Cezayir'e gelmeleri ve Cezayir Devleti'ni kurmaları.

1518 Oruç Reis’in şehadeti (Ekim).

1533 Cezayir'in Osmanlı eyaleti olması, Barbaros Hayreddin Paşa'nın Kapdan-ı Derya olması.

1546 Barbaros Hayreddin Paşa’nın vefatı (4 Temmuz).

1612 Cezayir’le Hollanda ilişkilerini düzenleyen ahidname (5 Temmuz 1612).

1830 Cezayir’in Fransızlar tarafından işgali (5 Temmuz).

1962 Cezayir’in istiklâlini kazanması (5 Temmuz).

CEZAYİR TARİHİNE GİRİŞ

1. Osmanlı Öncesi Cezayireli

Miladi 700. yılda Müslümanlar tarafından fethedilen Cezayireli’nin yerli halkı Berberiler Müslümanlara karşı gelmişler ve büyük mücadeleler vermişlerdir. H.63/M.682 yılında Kuzey Afrika’nın fatihi Ukbe binNafi (r.a.), Biskra yakınlarındaki Seyyidî Ukbe’de, bu fetih sırasında hayatını kaybetmiştir. 74/693 yılında Müslümanların hakimiyetine giren Orta Mağrib bölgesi, Haricilik akımına geçen Berberilerin yurdu olmuştur.Daha sonraki yıllarda Fas’tan gelen Murâbıtlar ve Muvahhidler, Cezayireli’ne hükmetmişler; Hafsîler ise Cezayireli’nin Doğu kısımlarına hükmetmişlerdir.

Cezayireli ve Çevresinde Hüküm Süren Hanedanların Listesi

Batıda (Fas) Sınırında:

 

Devletin adı

Hicri Yıl

Miladi yıl

İdrisîler

172-375

789-985

Murâbıtlar

451-541

1059-1146

Muvahhidler

515-609

1121-1212

Merînîler

614-869

1217-1465

Abdülvâdiler

633-957

1236-1550

 

 

 

 






Doğuda (Tunus) Sınırında:
 

 

Devletin adı

Hicri Yıl

Miladi yıl

Rüstemîler

161-296

778-909

Zîrîler

361-543

972-1148

Fâtimiler

297-567

909-1171

Hammâdiler

405-547

1015-1152

Hafsîler

627-982

1229-1574

 










İspanya Endülüs devletinin sona ermesi ve buradaki Müslümanların göçe zorlanması neticesinde göç dalgalarıyla karşı karşıya kalan Cezayireli, bu sefer İspanya tarafından işgal edilmeye başlanmış ve önemli şehirleri tek tek İspanyollar eline geçmiştir. Bunlar sırasıyla Mersâ el-Kebîr (1505), Tenes (1507), Vahran (1509), Bicâye (1510), Trablus (1510), Cezayir (1511) ve Müstagânem (1511) şehirleridir.

Bu tehlikeye karşı Cezayir halkı Barbaros kardeşleri yardıma çağırırlar. Oruç Reis önderliğinde önce Bicâye (1512) ardından Cicel (1514) ve nihayet Cezayir (1516) İspanyollardan kurtarılır. Akdeniz’i İspanyol gemilerine dar eden Hızır Reis, 1533’te Kânûnî Sultan Süleymân Han’ın dâveti üzerine İstanbul’a gelerek Osmanlı Devleti’nin hizmetine girdi. Büyük Türk denizcisi kaptan-ı deryâ unvânını aldı. Aynı yıl İstanbul tersânelerinde Barbaros Hayreddin Paşa’ya verilmek üzere 61 parça gemi inşâ edildi. Böylece daha da güçlenen Osmanlı Deniz Kuvvetleri Barbaros Hayreddîn Paşa'nın vefatından sonra, 1551’de Trablusgarb’ı,1574’te de Tunus’u ele geçirerek Osmanlı hâkimiyeti altına aldı.

2. Cezayir Beylik Düzeni

Bu tehlikeye karşı Cezayir halkı Barbaros kardeşleri yardıma çağırırlar. Oruç Reis önderliğinde önce Bicâye (1512) ardından Cicel (1514) ve nihayet Cezayir (1516) İspanyollardan kurtarılır. Akdeniz’i İspanyol gemilerine dar eden Hızır Reis, 1533’te Kânûnî Sultan Süleymân Han’ın dâveti üzerine İstanbul’a gelerek Osmanlı Devleti’nin hizmetine girdi. Büyük Türk denizcisi kaptan-ı deryâ unvânını aldı. Aynı yıl İstanbul tersânelerinde Barbaros Hayreddin Paşa’ya verilmek üzere 61 parça gemi inşâ edildi. Böylece daha da güçlenen Osmanlı Deniz Kuvvetleri Barbaros Hayreddîn Paşa'nın vefatından sonra, 1551’de Trablusgarb’ı,1574’te de Tunus’u ele geçirerek Osmanlı hâkimiyeti altına aldı.

Osmanlı sultanı tarafından tayin edilen bir Cezayir Beylerbeyi'nin Cezayir'e geliş merâsimi

Kaynak: Dan, Pieter. “Historie van Barbaryen”, August 1684+47. Afr715. Fol. 41.

 

Cezayir Ocağı

Barbaros Hayreddin Paşa’nın Osmanlı Devleti hizmetine girmesiyle idaresinde bulunan Cezayir, beylerbeylik olarak kendisine verilmişti. Şehrin muhâfazası için de İstanbul’dan 2000 kadar yeniçeri gönderilerek Cezayir Ocağı’nın temeli atıldı (1533). Bu miktar daha sonra 20.000’e kadar yükseltildi. Bu kuvvetler Cezayir’de yedi kışlada bulunurlardı. Teşkilâtları yeniçerilerin bölük teşkilâtının aynı olup, bütün zâbitlerinin üstünde en büyük zâbit olarak yeniçeri ağası vardı. Cezayir Ocağı’nda yeniçerilerden başka Türklerden müteşekkil süvâri bölükleri ile yerlilerden kurulu Mahazin adında başka bir atlı kuvvet de bulunuyordu. Cezâyir’de biri beylerbeyine ve diğeri yeniçeri ağasına âit olmak üzere paşa ve ağa dîvânları vardı.Kerrase denilen Paşa Dîvânı; hazînedâr (defterdâr), vekilharc (gümrük emîni), emîr-i âhûr, beytülmâlci,azab ağası, kâdı ve yeniçeri ağasından müteşekkildi. Paşa Dîvânı eyâlet işlerine ve Ağa Dîvânı da yeniçeri ocağı işlerine bakardı. Cezayireli Beylerbeyleri mutlak hakimdiler ve aynı zamanda Kapdan-ı Derya olarak Osmanlı deniz kuvvetlerinin en üst makamlarını da eş zamanlı olarak yürütüyorlardı. Akdeniz’deki büyük savaşlardan sonra sular durulunca 1588 yılında Cezayir, Osmanlı eyaletleri gibi bir sistemle üç yıllığına tayin edilen valiler tarafından yönetilmeye başlandı. Ancak bu üç yıllık zamanda devamlı cihad halinde olup denizden saldırılara maruz kalmaları, Cezayir valilerinin yetersiz kalmasına sebep oldu ve böylece Cezayir’de huzursuzluklar arttı.

Cezayir Donanması ile Danimarka gemileri arasındaki deniz savaşı

Ressam Jacob Mortenssøn Maschius 1673. UB Bergen

 

Cezayireli’nde kurulan düzene zamanla Anadolu’dan getirilen yeniçeri ağaları hâkim oldular. İstanbul’dan tayin edilen vali ve paşaların birçoğu yeniçeriler tarafından görevden alındı ve tutunamadılar. Bu devrin önemli bir özelliği, İstanbul’dan tayin edilen Cezayir valisinin (paşa) sadece resmi sıfatı vardır, gerçek güç yeniçeri ağalarındadır. 1711'den sonra artık vali tayin edilmesi sona ermiştir. Yeniçeri Ocağı’nın kendi aralarında seçtikleri ağa, sultan tarafından tasdik edilerek dayı ve paşa ünvanıyla vali olarak tayin edilmiştir. Böylece yönetim, ocaklıların eline geçti. Ocaklıların üst rütbelilerinden meydana gelen bir divan oluşturuldu. Bu divan, devletin en yetkili organı oldu. Ülke, milli meclis sayılan divan tarafından ve onların üyelerinin arasından seçtikleri ağanın kararlarıyla yönetilmeye başladı. Böylece Cezayireli’ne has “dayılık” rejimi doğmuş oldu.

 

Cezayir’deki idari devreler şöylece tasnif edilebilir.

1518-1587 Beylerbeylik Dönemi [K1]-[K10]

1587-1659 Paşalar Dönemi [K11]-[K23] (Valinin tek yönetici olması)

1659-1671 Ağalar Dönemi [K27]-[K34] (Vali ile ağanın ortak yönetimi)

1671-1830 Dayılar Dönemi [K38]-[K191] (1711 yılından sonra yeniçeri ağalarının iktidarı)

 

İlk dayılar denizciler tarafından seçildiği halde, bir süre sonra yeniden kuvvet kazanan ocaklılar, seçimi kendileri yapmaya başladılar. Cezayir’de 18. yüzyılda Osmanlı tarafından tayin edilen vâlilerin hiçbir hüküm ve nüfûzları kalmadı. Dayının bir meclis tarafından seçilmesi usûlden ise de çok defâ buna uyulmazdı. Dayının, vâli ve kendisini seçen meclisle iş görmesi îcâb ederken, dayılar mevkilerini sağlamlaştırdıktan sonra kâideye riâyet etmez oldular. Bu bölünme ve merkeze riâyetsizlik, 17. yüzyılda Cezayir Ocağı donanmasının güçten düşmesine sebebiyet verdi.

 

Nitekim Cezayir donanması, 1617 yılında 50 gemi, 1625 yılında ise 80 kadar gemiye sâhipti ve bu devirde evvelce yirmi bin olan Cezayir yeniçerileride beş bin hattâ iki bine kadar düştü. Bu durum, Cezayir’in 1830 yılında Fransızlar tarafından işgâl edilmesine kadar sürdü. Son dönemde ülke üzerindeki Osmanlı hâkimiyeti yeni seçilen dayıya hil’at ve fermân göndererek onun memuriyetini tasdik etmekten ibâret kalmıştı. Böylece hukûken Osmanlı topraklarından sayılan ve Osmanlı Devleti’nin Akdeniz’de giriştiği deniz savaşlarına katılan Cezayir’in dayıları, zaman zaman bağımsız bir devlet başkanı gibi hareket etmek, hattâ dış devletlerle ayrı ayrı antlaşmalar imzâlamak imkânı bulmuşlardı.

 

Cezayir Deniz Gücü

Garb Ocakları’nın her birinin donanma kuvveti mevcuttu. Bu üç eyâletten, en kuvvetli donanmaya sahip olan Cezayir eyâletiydi. Bunların geçimleri korsanlık ve muhârebeye dayandığından mükemmel donanmaları vardı. Cezayir donanmasının faâliyeti yalnız Akdeniz’e münhasır değildi. Bunlar, Cebelitârık (Sebte) Boğazı’nı aşarak Kanarya Adaları, İngiltere, İrlanda, Flemenk, Danimarka ve hattâ İzlanda Adası’na kadar akınlar yapıyorlardı. Büyük Britanya Adası civârındaki Lundy Adası’nı zaptederek bir müddet oturan Cezâyirliler, daha sonra adayı İngiliz korsanlarına yüklü bir para mukâbilinde satmışlardı.

Garb Ocakları donanmaları Osmanlıların bütün Akdeniz muhârebelerinde Osmanlı donanmasıyla birlikte bulunmuşlardır. Lüzûmu hâlinde bu üç ocağa ilkbaharda donanmaya katılmaları için pâdişâh tarafından ferman gönderilir, onlar da gemi reisi olan ve dayı denilen başbuğları ve çeşitli kadırga ve kalyonlarıyla sefere katılırlardı. Garb Ocakları iki-üç senede bir pâdişâha hediyeler takdim ederler, buna mukâbil tersâneden gemi levâzımı, top, barut ve hattâ gemi tedârik ederlerdi. Bunların İstanbul’daki bütün işleri kaptanpaşa vâsıtasıyla görülürdü. Osmanlı Devleti’ne bağlı olmasına rağmen Cezayir valileri bağımsız bir devlet başkanı derecesinde serbesttiler. Fakat bu bağımsızlık, onların Osmanlı’ya tabiiyetlerine gölge düşürmezdi. Cezayir’de paralar her zaman Osmanlı sultanının adına basılmış ve hutbe devamlı padişahın adına okunmuştur.

 

Cezayir Ocağına ait bir kadırga

Dan, Pieter. “Historie van Barbaryen” August 1684+47. Afr715. Fol. 299..

Düşman gemilerine gaza ve cihad ruhuyla yapılan saldırılar, daha sonra yapılan anlaşmalarla deniz güvenliğinden alınan vergiye dönüşmüştü. Vergi vermek istemeyen gemiler zorla Cezayir limanına getirilerek içindekiler esir edilir ve ancak memleketlerinden gelecek para karşılığı serbest bırakılırdı. Cezayireli bu sebepten devamlı Avrupalı ülkelerin saldırılarına uğramıştı. En meşhur saldırılar arasında Hollandalı Kaptan Michiel de Ruyter’in 1662’deki saldırısı, 1783 İspanya saldırısı, Amerika Birleşik Devletleri’nin 1815 saldırısı ve 1816 yılındaki İngiltere-Hollanda kuvvetlerinin Lord Eksmut yönetimindeki saldırıları sayılabilir

İhtiyaç halinde Cezayir deniz gücü Osmanlı’ya yardıma koşardı. Osmanlı deniz kuvvetlerinin kaptan-ı deryalarından bazıları, Cezayir’de görev yaptıktan sonra bu göreve gelmişlerdi: Kılıç Ali Reis, Mezomorto Hüseyin Paşa ve Cezayirli Gazi Hasan Paşa gibi. İstanbul ise Garp Ocakları’nın Anadolu’dan yeniçeri toplamasına müsaade eder ve silah ve mühimmat göndererek Cezayir’le olan irtibatını canlı tutardı.

Cezayir Eyaletinin Beylik bölgeleri

Cezayireli, Osmanlı devrinde 4 büyük bölgeye ayrıldı. Bunlar, Cezayir beylerbeyinin bölgesi olan Dârü’s-Sultan ve buna bağlı 3 beylikti.

Darü’s-Sultan Cezayir şehri ve yakın çevresi, dayının doğrudan kontrolünde kaldı. Buraya aynı zamanda Büleyde, Şerşel, Tenes ve Delis gibi şehirler de bağlıydı.

 

Bu bölgeler şunlardır.

a. Güneyde Titteri Beyliği (merkezi Medye);

b. Doğu Beyliği ya da Kusantin Beyliği;

c. Garb (Batı) Beyliği, merkezi önce Mâzûne (1563) daha sonra Muaskar (1710) ve de İspanyollardan alınan Vahran (1792).

Bölge beyleri, Cezayir’deki dayı tarafından tayin olunurlardı ve onun emirlerini uygulamak ve vergi toplamakla mükelleftiler. Beyler genel olarak Türkler ve Kuloğulları tarafından seçilirlerdi. Cezayir dayısının hoşuna gitmeyen veya bağımsız hareket eden beyler görevden alınırlardı.

 

3. Cezayireli’ndeki Türk Devri Kitabelerinin İncelenmesi

Kitabeler bizlere çoğu zaman yazıldıkları devir hakkında çok önemli bilgiler verirler. Devrin yönetimi, protokol adabı, yapılan inşa çalışmaları bu bilgilerden bazılarıdır.

Özellikle İslam dünyasında kitabeler önemli bir hükümranlık belgesi olduğu için Cezayir’de de Osmanlı devri kitabeleri sistematik olarak incelenirse o devir hakkında belgelerde bulunmayan önemli ipuçları yakalarız. Bununla beraber şimdiye kadar Osmanlı Devleti’nin Arap ülkelerindeki mimarî eserleri ve kitabeleri üzerine toplu bir araştırma yapılamamış olması gerçekten üzüntü vericidir.

 

Cezayireli’nde Türklerin en yoğun bulundukları bölge şüphesiz başkent Cezayir’di. Türklerin yaptıkları eserlerin büyük kısmı Cezayir’de idi. Buradaki kitabeler bundan sonraki 4. bölümde ayrıca incelenecektir. Burada bütün Cezayireli’ndeki kitabeleri malzeme, metod ve hat bakımından bir incelemeye tabi tutacağız.

 

3.1 Şehirlere Göre Dağılım

 

Cezayir

146

Büleyde 1 Tîzî

4

Kusantin

34

Kuley'a

3

Vahran

6

Kalatu'l-Kal'a

1

Annâbe

5

Bicâye

1

Muaskar

7

Vuzzû

1

Medye

4

Biskra

1

 

 

 

 





3.2 Cezayir Dışındaki Diğer

Şehirlerdeki Kitabeler Kitabımızdaki Osmanlı devrine ait 218 kitabeden 143 tanesi Cezayir’de bulunmaktadır. Bulundukları şehirlerden alınıp başkent Cezayir’deki müzeye getirilen 5 kitabeyi de Cezayir dışındaki kitabelerden sayarsak (Kusantin [K14] ve [K186] Medye [K56], [K143] ve [K178] diğer şehirlerde toplam 70 kitabe bulunuyor. Bu kitabelerden 34 tanesi Cezayir’in ikinci şehri Kusantin’e, geri kalan 34’ü ise başka Cezayireli şehirlerine ait. Cezayir şehrinin ülke yönetimindeki ağırlığını bu sayılarda da görmek mümkün.

Eski bir Cezayir haritası

3.2.1 Doğu Beyliği Şehirleri:

Kusantin (Konstantin), Annâbe, Bicâye, Tîzî Vuzzû ve Seyyidî Ukbe Cezayir’in doğusunda Cezayir şehrinden 500 km. uzaklıkta bir şehir olan Kusantin, Rumel Vadisi kenarında bir şehirdir. Akdeniz’e uzaklığı 80 km. kadardır. Bu şehir İstanbul'u başkent yapan Büyük Konstantin tarafından kurulduğundan ismini de ondan almıştır.

Derin vadiler ve uçurumlar arasında kurulmuş olan şehrin görünümü oldukça muhteşemdir. Vadiler ve uçurumlar arasında masa gibi bir platoda kurulan şehir, tabii bir kale görünümündedir. 4 tarafında bulunan derin uçurumlardan şehre yaklaşmak veya kuşatmak mümkün değildir. Bu uçurumları aşmak için Romalılar zamanında bir köprü kurulduğunu bilmekteyiz. Daha önceleri Cirta adında bir yerleşim merkezi olan şehir, iç savaşlar sonucu 311 yılında Maxentius tarafından yerle bir edilir. Roma İmparatoru ve İstanbul’un kurucusu Konstantin tarafından tekrar kurulur ve adını da ondan alır. Konstantin ile Kostantiniye aynı kökden gelirler.

Romalılardan sonra Müslümanların eline geçen Konstantin, Tunus’da hüküm süren Hafsîlerle Fas’taki Merînîler ve bölgesel aşiret beyleri arasında el değiştirir. 1516 yılında Cezayir’i ele geçiren Hızır ve Oruç Reis komutasındaki Osmanlılar Konstantin’i de Osmanlı Devleti topraklarına dâhil ederler. Osmanlılar, Konstantin’i Cezayir beylerbeyliğine bağlı olarak kurulan Konstantin veya Doğu beyliğinin merkezi yaparlar. 18. yüzyılda başa geçen güçlü beylerin uzun süren beylikleri sayesinde şehir refah ve huzur içinde kalır. Kusantin bu sebeple tarih boyunca önemli roller oynamış, Fransız sömürgecilerine sonuna kadar direnmiştir. Burası ülkenin aynı zamanda önemli dinî-tasavvufî merkezlerindendir.

Mercier, Kusantin’den Osmanlı devrine ait 45 kitabe yayınlamıştır. Bu kitabelerin bir kısmı Kayıptır ya da daha doğrusu yok edilmişlerdir. Biz kitabımızda Kusantin’de hâlâ mevcut ve korunmakta olan 34 kitabeyi ele aldık.

Cezayir şehri ile Kusantin kitabelerini karşılaştırdığımızda iki husus dikkatimizi çeker. Kusantin kitabelerinin hepsi Arapçadır. Türkçe hiç kullanılmamıştır. Diğer bir husus da buradaki ahşap kitabelerin ve ahşap mezar tahtalarının yoğunluğudur. Kataloğumuzdaki 34 kitabeden 13 tanesi ahşap üzerindedir. Kusantin’de ayrıca hiç bozulmamış iki bey türbesi vardır. Bunlar Hasan Bey Türbesi ([K80], [K133] ve [K145]) ve Salih Bey Türbesi’dir. Özellikle Salih Bey Türbesi, içinde barındırdığı on tane aile efradına ait bozulmamış mezarlar ve bunların başlarındaki mezar tahtaları bakımından dikkate şayandır. ([K195]-[K205]) Bu türbeler bizzat başkent Cezayir’deki yok edilen türbeler hakkında biraz bilgi verir. Bu türbelerdeki kitabelerin hepsini kataloğumuza aldık. Bu yüzyılda yaptırılan eserler arasında Kalyani Hüseyin Bey tarafından yaptırılan Sûku'l-Ḡazal Camii ve Hasan Bey tarafından yaptırılan Seyyidî-el-Ahdar Camii ve Salih Bey tarafından yaptırılan köprü ve su kemerleri ve Seyyidî Kettânî Camii ve medresesi sayılabilir.

Kusantin’deki diğer çok ilgi çekici kitabeler ve bunlar hakkındaki bilgiler için burada sizi, kitabelerin sıra numaralarındaki açıklamaları okumaya davet etmekle yetiniyoruz. Doğu Beyliği’nin liman kenti Annâbe’den ise 5 kitabe yayınlıyoruz. Buradaki en ilginç eser Salih Bey Camii [K122] ve silindirik minaresidir. Burada çok önemli bir husus da Cezayir’de iki örneği bulunan silindirik minarelerin ikisinin de (birisi Annâbe diğeri ise Kusantin’deki Seyyidî Kettânî Camii olmak üzere) Salih Bey tarafından yaptırılmış olmasıdır. Annâbe Kalesi’ndeki Salih Reis’e [K7] ait kitabe de dikkat çekicidir. Önemli kabile merkezleri Tîzî Vuzzû ve Bicâye şehirleri ise birer kitabe ile temsil edilmişlerdir. Kuzey Afrika’nın İslamlaşmasında büyük rolü olan Ukbe bin Nâfi’in (r.a.) mezarının bulunduğu Biskra’da ise yine sadece bir kitabe bulunmaktadır.

3.2.2 Batı Beyliği Şehirleri Vahran, Muaskar ve Tilimsan

Batı Beyliği bir sınır beyliği olduğu için 1792 yılına kadar devamlı İspanyollara karşı verilen mücadelelere sahne olmuştur. Beylik merkezi devamlı değiştiği için bu bölgede Türk devri eserleri çok azdır.Muaskar 7, Vahran 6, Kuley'a 3, Tilimsan 2 ve Kal'atu'l-Kıla' ise 1 kitabe ile temsil edilmektedir. Bu şehirler ve kitabeler ile ilgili bilgiler sıra numaralarındaki açıklamalarda verilmiştir.

Bu arada Türk devrine ait en eski ve Oruç Reis’e ait yegane kitabenin [K1] Şerşel şehrinde bulunduğunu belirtelim.

3.2.3 Titteri Beyliği

Başkentin güneyinde kalan topraklarda Titteri beyliği adında bir beylik oluşturulmuştu. Bu beyliğin merkezi Medye şehriydi. Buraya yakın Büleyde’ye önemli miktarda Türk askeri yerleşmiş ve camiler inşa edilmişti. Medye 4, Büleyde ise 2 kitabe ile kitabımızda temsil edilmektedirler. Bu şehirler ve kitabeler ile ilgili bilgiler, sıra numaralarındaki açıklamalarda verilmiştir.

3.3 Asırlara Göre Dağılım

En erken tarihli kitabe, Türklerin Cezayir’e ilk girdiği 924/1518 yılına ve Oruç Reis’e ait Şerşel Kalesi kitabesidir. En geç tarihli kitabe ise 1249/1834 tarihli olandır.

Üzerinde tarih bulunan 202 kitabenin yıllara göre dağılımı şöyledir:

- 9. yüzyıla (924-1000) (M.1518-1591) ait 11

- 10. yüzyıla (1001-1100) (M.1591-1688) ait 25

- 11. yüzyıla (1101-1200) (M.1689-1786) ait 82

- 12. yüzyıla (1201-1249) ) (M.1787-1836) ait 84

 

3.4 Kullanılan Hatlara Göre Dağılım

Kitabelerde 4 türlü hat kullanılmıştır: Nesih Mağribî, nesih Osmanlı, sülüs ve talik hat. Endülüs devrinde çok kullanılan kûfi hattın Osmanlı devrinde kullanılmaması dikkat çekicidir. Kûfi hat sadece bir kitabenin [K14] tek satırında kullanılmıştır. Yine aynı şekilde bazen mihrablarda Kur’ân ayetlerinde kullanılsa da tarihli kitabelerde hiç kullanılmamıştır. Talik hat ise iki kitabede ([K34] ve [K119]) kullanılmıştır. Diğer bütün kitabeler nesih hatla yazılmışlardır. 41 Mağribî nesih karşısında 141 kitabede Osmanlı nesihi kullanılmıştır. Bu da Osmanlı-Türk kültürünün kitabelerdeki etkisine işarettir. Bu arada 16 kitabede nesihten türeme olan sülüs hat kullanılmıştır.

3.5 Kullanılan Malzemeye Göre Dağılım

Kitabelerde kullanılan malzemelerin çoğunluğu mermerdir. Malzeme şu şekilde kullanılmıştır. Mermer veya taş 186, ahşap 18, alçı 7 ve kağıt 2. Ahşaplardan 14 tanesi Kusantin’dendir. Bu da bu şehrin ahşap malzeme ile özel bir ilgisi olduğunu gösterir.

3.6 Kullanılan Yazma Metoduna Göre Dağılım

Kitabelerin yazılmasında dört farklı teknik kullanılmıştır. Bunlar; kabartma (relief) (136 adet), oyma kurşun (49 adet), oyma (9 adet) ve kalem (5 adet) teknikleridir. İlk kitabeler yoğun olarak kabartma şeklinde yazılmıştır.([K1], [K2], [K7], [K9], [K10] ve [K11].) Bu devirde oyma kitabeler azınlıktadır. ([K3] ve [K5]). Daha sonra ise oyma ve kurşunla doldurma tekniğiyle yazılan kitabeler çoğalmıştır. Çok başarılı bir şekilde figürlü ve desenli ilk oyma kurşun kitabe 1124/1712 [K52] tarihlidir. Daha sonra bu metodla yazılan kitabeler o kadar çoğalmıştır ki Cezayir ve Tunus kitabelerinin ortak özelliği olmuştur. 1142 yılından itibaren mermerde kurşun doldurma metodu gelişmiştir.

3.7 Tür veya Bina Olarak Dağılımı

Kitabelerin kullanıldıkları yerlere göre dağılımı şöyle bir tablo ortaya çıkarmaktadır: Burada kitabelerin, kamusal alanın hemen hemen her yerinde kullanıldığını görüyoruz. Böyle bir tasnifte kitabelerin dağılımı şöyledir:

 

 

  

54 Mezar taşı

19 Kışla

4 Vakfiye

1 Köprü

41 Cami

10 Saray veya konak

4 Türbe

1 Okul

30 Burç veya kale

5 Depo

3 Divan

1 Kutu

25 Çeşme

5 Zâviye

2 Medrese

1 Fetihnâme

 Dini yapılarda, cami, medrese ve zâviyeleri de sayarsak 54; askeri sahada burç, kışla, depo ve fetihnâme ile 55; sivil alanda ise çeşme, saray, divan, vakfiye, vs. sayarsak 46.

3.8 Kullanılan Dil

Kitabelerin kullanıldığı dile göre dağılımı şöyledir: 145 kitabe Arapça, 68 tanesi Türkçedir. Bu 68 kitabenin 65 tanesi başkent Cezayir’dendir. Cezayir’deki 145 kitabeden 65 tanesi Türkçedir. Bu verilere bakılırsa Türkçenin sadece başkent ve çevresinde kullanıldığını görüyoruz. Bu da Cezayir şehrinin ne kadar Türkleşmiş olduğuna işaret eder. Burada kitabelerde % 45 nisbetinde Türkçe kullanılmıştır.

3.9 Kitabelerde Kullanılan Kur’ân-ı Kerîm Ayetleri

Kitabelerde Kur’ân-ı Kerîm’den ayetler kullanılmıştır. Aşağıda bu ayetlerin numaralarının kitabelere göre dağılımı bulunmaktadır.

 

Sure Numarası

Ayet Numarası

Kitabeler

2

255

K114

3

185

K27, K140

4

104

K136

15

46

K35, K65, K66

18

61

K4

24

36

K1, K14, K67

28

88

K28

39

73

K194

48

1

K87

61

13

K22, K176

76

21

K8

112

1

K22

 

3.10 Ebced Kitabeleri

 

 

Mağribî

Şarkî

Sin

300

60

Şın

1000

300

Sad

60

90

Dat

800

90

800

800

Gayın

900

1000


Mağribî ebcedin özellikle Cezayir dışındaki Kusantin’de yoğun olarak kullanıldığını görmekteyiz. Dik- kat çeken başka bir özellik de Mağribî ebced hesabı ile düşülen tarihlerde, değeri farklı 6 harften sadece Sin ve Şın harflerinin kullanılmasıdır. Bu arada üç kitabede de sadece harfler rakam olarak kullanılarak ebced ile tarih düşülmüştür. Bu kitabelerin dökümü ve ebced hesabının rakamla verilen tarihle karşılaştırmasını aşa- ğıda bulacaksınız. Harf, sadece harflerle yani bir kelime veya cümle olmadan ebced tarihi verilen kitabeler. Rakam, ebcedle verilen ve hesaplanan tarihle lafzen veya rakamla verilen tarih arasındaki fark.

 

Ebced Hesabıyla Tarih Düşürülen Kitabeler

Sıra

Şehir

Bina / Türü

Malzeme

Ebad

Tarih

Kitabedeki İsim

Şimdi Bulunduğu Yer

Dil

8

Cezayir

Türbe

Mermer

961/1554*

Veli Dede

Kayıp

A

9

Cezayir

Burc

Mermer

976/1567*

Mehmed Paşa

Müze

T

10

Cezayir

Burc

Mermer

980/1572*

Ahmed Paşa

Müze

T

11

Cezayir

Burc

Mermer

1000/1591*

Muhammed ibn Hızır

Cezayir el-Kasaba

T

12

Cezayir

Kışla

Mermer

1005/1596*

Mustafa Paşa

Müze

T

22

Cezayir

Saray

Mermer

1042/1632*

Hüseyin Paşa

Müze

A

25

Cezayir

Mezar

Ahşap

Harf

1054/1644

Seyyidî Mansur

Kayıp

A

32

Cezayir

Burc

Mermer

+199

1077/1666*

Sultan Dördüncü Mehmed

Fener

T

34

Cezayir

Burc

Mermer

1080/1670*

Ali Ağa

Müze

T

39 R

Cezayir

Cami

Mermer

1108/1696 * M

HacıAhmed Dayı

Seyyidî Abdurrahmân

A

61 R

Cezayir

Mezar

Mermer

1135/1722*

Ebû Muhammed

Müze

T

89 R

Cezayir

Çeşme

Mermer

1174/1760*

Ali Paşa

Müze

T

90 R

Cezayir

Çeşme

Mermer

1174/1760*

Ali Paşa

Müze

A

94 R

Cezayir

Çeşme

Mermer

1176/1762*

Ali Paşa

Müze

T

96

Cezayir

Çeşme

Mermer

+1

1176/1762*

Ali Paşa

Yaz Sarayı

T

107

Cezayir

Burc Cedid

Mermer

1187/1773*

Mehmed Paşa

Arsenal Mustafa

T

108 R

Cezayir

Çeşme

Mermer

-1

1187/1773*

Müze

T

109

Cezayir

Kışla

Mermer

1188/1774*

Ali Paşa

Fener

T

112

Cezayir

Burc

Mermer

+19

1190/1776*

Muhammed Paşa

Fener

T

132 R

Cezayir

Cami

Mermer

1209/1794* M

Hasan Paşa

Müze

A

144

Cezayir

Saray

Mermer

1214/1799*

Mustafa Paşa

Dâr Mustafa Paşa

A

149

Cezayir

Burc

Mermer

+3

1219/1804*

Mustafa Paşa

Müze

T

176

Cezayir

Kışla

Mermer

1236/1820*

Hüseyin Paşa

Müze

T

178

Medye

Çeşme

Mermer

Harf

1238/1822*

Ahmed Hoca

Müze

T

184

Cezayir

Cami

Mermer

1242/1826*

Hüseyin Paşa

Sefer Camii

A

 

185

Cezayir

Burc

Mermer

1242/1828*

Hüseyiın Paşa

Amirallık

T

14

Kusantin

Zâviye

Ahşap

Harf

1010/1601* M

Yahya bin Mahcûba

Cezayir Müzesi

A

19

Annâbe

Zâviye

Mermer

1035/1624*

Seyyidî İbrahîm

A

67

Kusantin

Cami

Mermer

+9

1143/1731* M

Hüseyin Bey

Saray

A

110

Kusantin

Cami

Mermer

1190/1776*

Salih Bey

Seyyidî Kettânî. Giriş kapısı üstünde

A

111

Kusantin

Medrese

Alçı

-1

1191/1777*

Salih Bey

Salih Bey Medresesi

A

120

Kusantin

Cami

Mermer

1204/1789* M

Salih Bey

Seyyidî Kettânî Minberi

A

122

Annâbe

Cami

Mermer

12061791*

Salih Bey

Annâbe Camii

A

126

Kusantin

Saray

Mermer

1207/1793*

Hüseyin Bey

Yerinde

A

145

Kusantin

Mezar

Mermer

1214/1799* M

Hasan Bey

Seyyidî el-Ahdar Türbesi

A

151

Biskra

Cami

Alçı

1214/1799*M

A

196

Kusantin

Mezar

Mermer

+1

12071793*

Salih Bey

Salih Bey Türbesi

A

204

Kusantin

Mezar

Mermer

-214

1244/1829* M

Bâye – Salih Bey kızı

Salih Bey Türbesi

A

3.11 Vakfiyeler

Cezayir’de Türk devrinde kurulan muhtelif vakıflara ait 4 vakfiye ile taş üzerine yazılmış 4 kitabe vardır. Bu vakfiyelerden 3 tanesi başkent Cezayir dışında Muaskar ve Vahran’dadır. Bir tanesi ise Cezayir’deki yeniçeri ocağının kazanlarının kalaylanması ile ilgilidir. Muaskar [K78], [K115]; Vahran [K125] ve Cezayir [K117].

Cezayir'e ait eski bir gravür

Cezayir'e ait eski bir gravür

Cezayir şehrinin 1575'teki durumunu gösteren Braun Hogenberg haritası

Kaynak: Braun ve Hogenberg Civitates Orbis Terrarum II, 1575

3.12 Osmanlı Sultanları

Cezayir’in yarı bağımsız idaresi ve merkezden ilişkilerinde oldukça bağımsız olması sebebiyle kitabelerde Osmanlı sultanlarının isimleri pek yazılmazdı. Cezayireli’ndeki toplam 209 kitabeden Osmanlı sultanlarının isimlerini veren sadece 8 kitabe tesbit edebildik. Bu kitabelerin kitabımızdaki numaraları şöyledir: [K18], [K20], [K21] (Dördüncü Murad Han); [K27] ve [K32] (Dördüncü Mehmed Han); [K50] (Üçüncü Ahmed Han); [K124] (Üçüncü Selim Han) ve [K158] (İkinci Mahmud Han). Sultan İkinci Mahmud, aynı zamanda Cezayir’in son sultanıdır. Neden sadece bu kitabelerde özellikle sultan isminin yazıldığına, kitabelerin açıklamalarında temas edilecektir.

 

 

Osmanlı Sultanlarının İsmini Taşıyan Kitabeler

Sıra

Şehir

Bina / Türü

Malzeme

Ebad

Tarih

Kitabedeki İsim

Şimdi Bulunduğu Yer

Dil

18

Tîzî Vuzzû

Burc

Mermer

1025/1624

Sultan Dördüncü Murad (?)

Kayıp

A

20

Cezayir

Kışla

Mermer

52x45

1037/1627

Sultan Dördüncü Murad

Yerinde

A

21

Cezayir

Burc

Mermer

60x50

1039/1629

Sultan Dördüncü Murad

Müze

A

27

Cezayir

Yeni Cami

Mermer

49x248

1070/1659

Sultan Dördüncü Mehmed (?)

Güzel Sanatlar A.

T

32

Cezayir

Burc

Mermer

79x98

1077/1666

Sultan Dördüncü Mehmed

Fener

T

50

Cezayir

Divan

Mermer

50x50

1122/1710

Sultan Üçüncü Ahmed

Müze

T

124

Vahran

Burc

Mermer

1206/1792

Sultan Üçüncü Selim

Yerinde

A

159

Cezayir

Saray

Mermer

48x78

1227/1812

Sultan İkinci Mahmud

Müze

T


3.13 Cezayir Dayılarına Ait Mühürler

Cezayir valileri, ağaları ve dayıları tarafından kullanılan mühürleri kitabımızda yayınlamayı uygun gördük. Hollanda arşiv belgelerinde Cezayir vali ve yöneticilerine ait tesbit edebildiğimiz 10 mühür mevcut. Bu mühürleri sahiplerine ait kitabelerdeki sayfalarda bulabilirsiniz.

 

 

Dayı

Tarih

Kitabe

Kaynak

Hollanda Milli Arşivleri ve Leiden Kütüphanesi

Hüseyin Paşa

1615-1634

20

12593.26 ve 36

1615 ve 1623 tarihli Hollanda arşivlerindeki mektuplar

İsmail Paşa / Ali Ağa

1665-1671

33

12593.63 ve 66

1680 Hollanda Barış Antlaşması’nda kullandığı mühür

Ahmed Bektaş Hoca

1706-1710

46

12597.66

1707 Hollanda Barış Antlaşması’nda kullandığı mühür

Sökeli Ali Paşa

1710-1718

47

12597.111

1712 Hollanda Barış Antlaşması’nda kullandığı mühür

Abdi Paşa

1724-1731

69

12597.146

1726 Hollanda Barış Antlaşması’nda kullandığı mühür

İbrahîm Paşa

1731-1745

74

Leiden 1381 nr. 11

1735 yılında Hollanda’ya gönderdiği mektuptaki mührü

 

Nakşeli Ali Paşa

1754-1766

85

12597.242

1726 Hollanda Barış Antlaşması’nda kullandığı mühür

Mehmed Paşa

1766-1791

101

Leiden 1385 nr. 51

1766 Hollanda Barış Antlaşması’nda kullandığı mühür.

Hasan Paşa

1791-1798

129

12597.278

1794 Hollanda Barış Antlaşması’nda kullandığı mühür

Ahmed Paşa

1805-1808

155

Leiden 1387 nr.71

Hollanda’ya gönderdiği bir mektupta kullandığı mühür

3.14 Cezayir Valilerine Göre Kitabelerin Dağılımı

Cezayir’de hüküm süren valilerin devrinde yapılan tamir ve inşaatlara konulan kitabelerin dökümü aşağıda verilmiştir. En çok kitabe Nakşeli Ali Paşa ve Denizlili Hüseyin Paşa zamanlarına aittir.

 

Beylerbeyiler, Valiler, Ağalar ve Paşalar/Dayılar devri

BEYLERBEYİLER

Oruc Reis

1518-1519

1

1

Barbaros Hayreddin Paşa

1519-1546

2

2, 3

Hasan Ağa

1535-1544

1

5

Hasan Paşa

1544-1546

1

6

Salih Reis

1552-1556

2

7,8

Mehmed Paşa

1560-1568

1

9

Arap Ahmed Paşa

1

10

AĞALAR

Hızır Paşa

1589-1592

1

11

Mustafa Paşa

1594-1598

2

12, 13

Hızır Paşa

1603-1605

1

15

Hüseyin Paşa

1615-1634

3

20, 21,22

Ali Paşa

1634-1637

1

23

Ahmed Paşa

1653-1655

1

32

1656-1658

VALİLER

(Halil Ağa)

1659-1660

4

27-30

İsmail Paşa / Ali Ağa

1665-1671

2

33,34

Mezomorto Hüseyin Paşa

1683-1686

1

36

Şaban Dayı

1688-1695

1

38

Ahmed

1685-1698

3

39, 40, 42

Hasan Paşa

1698-1699

43

Mustafa

1699-1705

2

44, 45

 

BEYLERBEYİLER

Sökeli Ali Paşa

1710-1718

8

47, 48, 50-52, 54-56

Mehmed Paşa

1718-1724

2

60,61

Kurd Abdi Paşa

1724-1731

2

41, 68, 69

İbrahîm Paşa

1731-1745

2

70,74

Mehmed Paşa

1748-1754

2

77,81

Nakşeli Ali Paşa

1754-1766

15

84-98, 100

Muhammed Paşa

1766-1791

5

31, 101 107, 112, 118

Hasan Paşa

1791-1798

13

123, 129, 130. 132, 135, 136, 138, 141-144, 215, 216

Mustafa Paşa

1798-1805

6

144, 147, 149, 150, 153, 217

Ahmed Paşa

1805-1808

2

155, 156

Amasyalı Ali Paşa

1809-1815

4

157, 158, 159,162, 163

Midillili Ömer Paşa

1815-1817

2

164, 165

Denizlili Hüseyin Paşa

1818-1830

15

166-169. 171. 172. 175. 176. 179-182. 184. 185. 188, 191

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Önceki Sayfa
Sonraki Sayfa
  • Cezayir'de Osmanlı İzleri
  • Başkent Cezayir Kategorisi