Mehmed Bey Camii

Agias Sofias Caddesi’ndedir. Avlusunun kuzeyinde Siroz âyânı İsmail Bey’in Türbesi ve oğlu Yusuf Muhlis Paşa’nın Çeşmesi bulunmaktadır. Cami, ilk olarak; 3 Kasım 1936 tarihli Krallık Emri ve Resmî Gazete’nin 7 Kasım 1936 tarih ve 492/A sayılı kararıyla tescil edilmiştir. Çevre Bakanlığı’nın 10 Şubat 1984 tarih ve ARH/ B1/F37/57030/1272 sayılı kararı, Resmî Gazete’nin 2 Mart 1984 tarih ve 112/B sayılı kararıyla ikinci defa tescil edilmiştir. Kapısı üzerinde yer alan Arapça kitabesinde 898 (1492-1493) yılında Sadrazam Gedik Ahmed Paşa oğlu Mehmed Bey tarafından inşa ettirildiği yazılıdır. Kitabenin transkripsiyonu şu şekildedir:
///////////////////
 
Mehmed Bey, Sultan II.Bayezıd’ın kızı Selçuk Sultan’ın kocasıdır. Serezliler, camiye Aya Sofya Camisi demektedir. Ancak, Siroz’daki hiçbir kilise camiye dönüştürülmemiştir (Pennas, 1966, s.509). Kesme taştan inşa edilen caminin işçiliği son derece itinalıdır. Ters T plân (İmaret) tipinde inşa edilmiştir. Mihrabı, dışa doğru taşkındır ve beş köşelidir. Beş bölümlü son cemaat yeri, tonozlarla örtülüydü. Yapı, kubbe ile yanlardaki ikişer mekân ise tonozlarla örtülüdür. Harimi, üç sıra pencerelidir. Minaresi, ayakta değildir. Evliya Çelebi cami yanındaki mesire yeri için; “Bütün kubbeleri, medrese, mektep ve diğer imaretleri hep kurşun örtülüdür. Bu gönüllere ferahlık veren nûrlu camiyi tam olarak anlatmak mümkün değildir. Eğer mihrap, minber, müezzin mahfili ve kıble kapısındaki sanat hünerlerini etraflıca anlatmak istersek çok uzun söz olur. Bu caminin benzeri ancak, Üsküp’teki Yahya Paşa Camiidir. Ama, bu caminin avlusu bir diyârda yoktur. Kadife gibi yeşil çimenli, yüksek ağaçlı, her çeşit kuşların cıvıldaştığı, yeşillik bir avludur. Binlerce ağacın gölgesinde çok sayıda cemaat oturup ilmî sohbetler ederler. Avludaki yüksek servilerin kokularından insanın dimağı kokulanır. Elhasıl Rum ve Acemde ün yapmış nûrlu bir camidir. Mehmed Paşa Camiinin yeşillik, ağaçlık ve kuşluk avlusu da dindar ve edepli kişilerin mesire yeridir. Zirâ cami avlusudur” (VII, 1966, s. 620-622). Mehmed Paşa Camisinin giderleri 291 yıl boyunca Ahmed Paşa’nın Kırım’daki mülklerinin gelirleriyle karşılanmıştır. Ancak, 1783 yılında Rus General Potemkin tarafından Kırım’ın ele geçirilmesiyle Osmanlı mülkü olmaktan çıkmıştır. Bu tarihten sonra yavaş yavaş cami ihmal edilmiştir. Cami dere yakınında olması nedeniyle sık sık taşkın sulara maruz kalmıştır. 29 B 1230 (7 Temmuz 1815)’da cami Yusuf Bey tarafından tamir ettirilir. Tamir için gerekli olan, İstanbul’dan getirilen kurşunlara engel olunmaması için talimat verilir (BOA., C.EV., 653/32931). 1892 yılında derenin yatağı değiştirilir ve cami İlçe Meclisi Kâtibi İbrahim Fevri’nin çabaları sonucunda derenin kum ve çakılından kurtulur. Ancak, Balkan Savaşı ve mübadeleyle bu kez nihâî olarak kaderine terk edilir (Pennas, 1966, s.511- 512). Caminin Vakfı; VGMA., 5 M 1108 (4 Ağustos 1696) tarihli Atik Defter Nu.:725, s.119’da kayıtlıdır. Kapalı durumdaki harap caminin, acil olarak restorasyona ihtiyacı vardır.

Önceki Sayfa
Sonraki Sayfa